24 Eylül 2009

Shit


Havalı, değil mi?..


Türk gençliğinin bir türlü bırakamadığı "Abi speşıl edişın 2 gibi oyun gelmedi" geyiğinin yaratıcısı need for speed ailesinin son ferdinin bir görüntüsü. Resmin köşesinden de görülebileceği üzere, oyunun adı: Need for Speed Shift.


Hot pursuit olsun, Porsche olsun, SE 2 olsun, hiçbir NfS oyununa sıcak yaklaşamadım "oyunculuk" hayatım boyunca. Beni bilen bilir, Gran Turismo ve Forza Motorsport ile geçirdiğim vakitler bir hayli fazladır. Bu nedenle de, viraja girerken fren noktasını kaçırma derdinin olmadığı oyunlara pek tahammül edemem. Slidelar eşliğinde virajları alıp, süre kaybetmeden yarışa devam etmek, rakibi yoldan çıkardığın vakit ekranın bir noktasında "350 PTS!!" yazması beni genellikle oyundan uzaklaştırır. Burnout benzeri hardcore arcade oyunları bunun dışında tutuyorum tabi. Kategori farklı. Ancak, eğer, bir oyun ısrarla Simülasyon olarak anılmak istiyor, "real driving experience" diye konuşuyorsa, beklentilerimi bir hayli yukarı çekerim.


İşte, NfS serisine yeni bir oyun, bir simülasyonun katılacağını duyduğumda da bunları geçirmiştim içimden..


Daha da uzatmadan konuya girmek gerekirse; oyunumuz(!), zırt diye quick race'e girip oradan Bugatti Veyron'u alıp (evet, kendisi oyunda mevcut) pistlerce çılgınca atabileceğiniz bir oyun değil. Oyun başlar başlamaz direk bir araba veriliyor altınıza, bir tur at da görelim neymişsin ne değilmişsin deniyor ve attığınız turun kalitesine göre size önerilmiş zorluk seçenekleri karşınıza geliyor. Yarış sonunda verilen cüzi miktarda para ile araba alınabilmekte haliyle. Bu noktadan sonra ise oyuna girmiş oluyoruz. Lakin oyuna girmek öyle kolay değil. En sade pistte tek başıma bir tur atacağım demek bile yarışa hemen girebilmeyi garanti etmiyor. Yükleme süreleri, bu tür bir oyunda gördüğüm, açık ara, en uzun süre. Kanser garantili..

Bu noktada belirtmem gereken bir nokta var ki, o da benim bu oyunu klavye ile oynamaya çalışıyor olmam. "Lan o kadar öttün sim oynarım diye, bu muydu olayın yavşak" demeden önce bir soluklanın, ben de o sırada mazeretimi bildireyim. Oynadığım yarış oyunlarının hepsi konsol oyunu olduğundan, gamepad ile güzel güzel oynuyordum. Lakin pek PC Gamer durumum yoktur.. Mazeret bitti, oyuna devam.



Şöyle söyleyeyim.. Bunca yıllık oyuncuyum, bi 3.20'yi yolda tutmakta bu kadar zorlanmamıştım. Neden, çünkü arabaların direksiyonunu klavye ile hızlı bir şekilde çevirmenin bir yolu yok da ondan! Gerçekten şaka gibi.. Direksiyonu tam sol yapıp ardından tam sağ yapmak arasında geçen süre yaklaşık 2 saniye.. Bu durumda karşınıza gelen ilk şikanda ya..ağı yiyorsunuz. Takip eden 10 saniye arabayı düz bir çizgiye sokmakla geçiyor. Lakin, her ne kadar saçma bir durum olsa da, oyunu pek klavyeye uygun yapmadıklarını düşünerek bu noktada fazla durmadım.. Zaten oyunu pause edip ayarlara girince kontrol ayarlarıyla karşılaşmak mümkün değil. Eh, oyundan çıkıp geri girmek de yaklaşık 4 saat sürdüğünden varolanla yetinmek zorunda kaldım.


Klavye ile atılabilecek iyi turları atmaya başladığım zaman oyunun geneli hakkında inceleme yapma fırsatım oldu. Öncelikle, grafikler gayet güzel. Çoğu online ortamda bu oyunun sürekli karşılaştırıldığı, iki yıl önce çıkan Grid'e oranla, haliyle, daha başarılı grafikleri var. Ancak, her ikisini de oynamış bir insan olarak söyleyebilirim ki, grafik Shift'in Grid'den önde olduğu tek alan. İkisinde de benzer türde yarış modları, benzer araçlar ve ne yazık ki benzer bir sürüş modellemesi var. Ancak 2 yaşındaki Grid'in aksine, Shift'te aracın yol üzerinde gittiği, bir yol tutuşun olduğu hissi neredeyse hiç yok. Zaten ilk girilen viraj sonrası bu kabak gibi ortaya çıkıyor. Super Mario Kart vari dönüyor araçlar. Çoğu zaman frensiz ve yanlayarak.



Oyunun genelinde, benim öncelikli olarak bakacağım özelliklerin neredeyse hiçbiri yerinde değil. Yıllarca Gran Turismo 2 oynamış biri olarak, grafikleri kötü oyun oynayabileceğimi biliyorum. Ve işin kötü tarafı bu oyunun tek kayda değer tarafı da grafikleri. Bir de ufak tefek detaylar. Mesela, yüksek hızla giderken bir duvara çarptığınızda ekran bulanıklaşıyor, sürücü aptal oluyor adeta. Ya da kokpit görünümündeyken yol kenarındaki cisimlerin görüntüsü uzuyor. Bunun gibi ufak detaylar var ki oyunun geneline olan katkıları tartışılır..



Ne Grid ne de Shift bir simülasyon oyunu olabilmeyi başaramamış oyunlar. Ancak Grid oynamayı zevkli kılan simülasyon-arcade arası eğlenceli sürüş ne yazık ki Shift'te yok. Ya da iyi saklanmış çünkü ben bir türlü göremedim. Hani derdim alın, kendiniz bir deneyin diye ama.. malum, yükleme süreleri uzun. Değmez..

0 yorum:

Herkes Yazıyor  © 2009