15 Ocak 2011

Beyaz Dut

Bugün hayatımda en çok tanışmak istediğim adam tipi ile tanıştım. Bakırköy Akıl Hastanesi'nde yatmış. Kasten adam öldürmeye teşebbüs eden ve bunu gerçekten yapıp beraat edecek kadar sorunlu bir şahsiyet.

Manik depresifmiş kendisi, üzerine sosyofobi... konuşmamızı 10 kere dışarı çıkıp geri gelerek tamamladı. Gözleri sürekli hareket halinde, anlattıklarımı onaylıyor ama tekrara kesinlikle gelemiyor. İlaçlarına baktım. Bilgi kırıntılarımı paylaştım ama ahkam kesmedim. İnanın bunu başardım sevgili herkes yazıyor okuyucuları.
Uzun Yolun Hikayesi adını verdiğim, sevdiğim insana anlattım biraz anlattıklarını ve gördüklerimi... söz verdirdi bana bu adamın çevresinde dolanmayacağıma dair...ama hayatta en merak ettiğim şey bu olabilir.
Sayesinde keyifli bir akşam geçirdim.
Bu arada 70'lerde bizim kahve gün aşırı kurşunlanırmış. Anarşikmiş bizimkiler...
Bugün bunu da öğrendim.
İzlenimlerim sürecek...katlim vacip.

14 Ocak 2011

Muallak

Aylar sonra bir post görmenin verdiği heyecan ile satırlarıma sarılan çok sevgili herkes yazıyor okuyucu, yazar ve izleyicilerine selam ederek yazıma başlamak istiyorum. Bugün -2 ile telefonda konuştum. İlk defa bir ankesörlü telefonu arayarak müthiş bir iş başardım. ("American Style" bu tecrübeyi yaşamak isteyenlere numarasını verebilirim.) Direkt aramadım. Önce o beni aradı...sonra dedim "Bu işi başarabilir miyiz sence?" O da... "Neden olmasın?" diyince... Olay orada koptu. Onun da selamı var bu arada sizlere...Gözünde tütüyormuşuz.


Trapano'un bir önceki posttaki kolpa vaatlerine kanmakla büyük hata etmişim. Bir gece telefonuma sms olarak iletilen "jandarma er trapano hatay" tekmili dışında kendisinden bir tepki alabilmiş değilim henüz. Nerededir? Ne yer? Ne içer? Bilen varsa beri gelsin.

Kendi adıma babamın "güneşe alerjisi olduğunun" ortaya çıkması sonucu verdiği müthiş bir kararla (Sanırım neden bu) kendini devlet kontrollü kapalı mekanlara kapatmasının etkisini üzerimden atabilmiş değilim. Lakin hayatıma zorla uydurduğum düzenimle Eskişehir, İstanbul şehirleri arası zig-zaglara başladım bile. Beni özleyenler, görmek isteyenler...mailime dilekçe ile başvurabilirler. Dil, gramer serbest.

Arada gelir yazarım aslında ben buraya. Yazınca, ne kadar kolay yazdığımı hatırlıyorum zira.

Asıl soru ise şu:
Beşiktaş neden bu kadar kolay gol yiyor?

11 Aralık 2010

kemer'de 6 ay


belki de şöhretli blogumuzun hayranları blogun en güçlü kalemleri trapano ve -2nin asker olmalarıyla birlikte blogun hazin sona yaklaştığını düşünüyorlardır... ama öyle olmayacak, her ne kadar dondurucu antalya soğuğuyla mücadele edecek olsam da "kemer'de 6 ay" yazı dizisiyle sizlerle birlikte olacağım.. dünkü veda gecesinin sonunda 4 güzel haber ile askerliğe ilk adımı attık; ben antalya, -2 ankara, zeligmiyim mersin, tanıdıgım ilk blogger barizzio da bursaya gidiyor.. hani resmen kpssde kopya skandalı gibi yedek subaylık sınavının skandal sonuçları.. birbirimizden eksikleri tamamladığımız zeligmiyim ile 15 dk yerine 20dk kalsaydık sanırım ilk tercihimiz sarıyeri kazanırdık... dün fasılda biraz doğaçlama biraz ezber şiir dinletimden inanılmaz reaksiyonlar aldım, komutana gazinoda çalışma teklifinde bulunacam. dizinin ilk yazısını kendi yazdığım ufak bir şiir ile bitireyim:

antalyada "-2" derecede,
nöbetteyiz bu gece de
aklımız tezkerede
döneceğiz neticede
önce vatan diyeceğiz elbette

6 Aralık 2010

önce vatan

Önce Vatan

Bu toprağa nice canlar verildi,
Haindir ülkemi satan diyorum.
Zalimler ordusu yere serildi,
Önce vatan sonra vatan diyorum.

Toprağını sürdüm ekini biçtim,
Ekmeğini yedim suyunu içtim,
Asker olmak için sıraya geçtim,
Önce vatan sonra vatan diyorum.

Bir elimde silah birinde Kur’an,
Geldi diyorlar bak şehitlik sıran,
Babam bile olsa karşımda duran,
Önce vatan sonra vatan diyorum.

Gözümü kırpar da durursam beri,
Korkar da bir adım atarsam geri,
Kalbime saplayın tüm süngüleri,
Önce vatan sonra vatan diyorum.

Mehmetçik sınırda nöbet tutuyor,
Bütün sevdikleri rahat yatıyor,
Kalbi vatan vatan diye atıyor,
Önce vatan sonra vatan diyorum.

Ağlamasın anam ağlamasın yar,
Vatan için ölmek olur mu hiç ar,
Size ahirette şefaatim var,
Önce vatan sonra vatan diyorum.

DİKKAT: BU GÜZEL ŞİİR HENÜZ TANIŞMA FIRSATI BULAMADIĞIM ŞAİR SN. SEDAT KOCABEY'E AİTTİR. BU GÜZEL POSTU DEĞERLİ ŞAİRİMİZİN BU GÜZEL ŞİİRİ İLE SÜSLEMEK İSTEDİM. KENDİSİNDEN İZİNSİZ KULLANDIM UMARIM HOŞGÖRECEKTİR. ŞAİRİN DİĞER ŞİİRLERİ İÇİN TIKLAYINIZ

her türk asker doğar





24 Kasım 2010

BAYRAM SONRASI, ASKER ÖNCESİ SON KEZ...

Karanlık bir gece

Sessizlik var sadece
Elimde tüfek başımda mihfer
Yanıma yaklaştı güzel bir dilber

Dedim güzel eller havada yaklaş
Parolayı bilmiyorsan hemen uzaklaş
Dedi genç ve güzel bir kızım
En az senin kadar yalnızım
Bırak elindeki tüfegi
Hatırla o eski günleri
Dedim güzel süngüm namus
Namlum ibret
Askerlik biterse şayet
Ne parola sorarım nede işaret




Organizasyon ustası, kolpa asker Suda Balık yine beceremedi... Yarın öğlen/akşam bakarda son kez bi rakı içelim, müstakbel memur da atlasın gece treniyle işi ne aq... Öyle asker şiirleri okuyacam ki, cüveyni gibi herkes anasına msj çekecek, yandaki teyze gibi herkes dehşete düşecek... the gömleği getirmemişim aq.. zaphod be sen saati ve gelecekleri ayarlarsın...

13 Kasım 2010

Bayram Sonrası; Asker Öncesi..

Düzenli bir iş olasılığı. Kafa rahatlığı gibi mazeretleri öne sürerek bir kumar oynadım yine. Askeriyeyi arayıp "beni bir süre daha beklemeyin yiğitler." dedim. Sağolsunlar anlayış gösterdiler.
Gayet şeker gibi insanlar.
Faşist gelenek onları sevmeyenlerin uydurması olsa gerek.

Benim kolpalığım bir yana.. Buradan askere gideceği kesin olarak belli olan -2 ve trapano'ya uğurlar olsun demek istiyorum şimdiden. Ülkemizin batısında, kış nedir bilmeyen topraklar diliyorum kendilerine.

"Uzun Yolun Hikayesi" nicki arkasına sakladığım güzel insan ile ilişkim nedeniyle 2 haftada bir kesinlikle İstanbul semalarında görüldüğümü bilen insanlar vardır aranızda. Buna mukabilen "bayram sonrası; asker öncesi" son bir Peyote buluşması düzenleme arzusundayım.

Trapano'nun da katılımının beklendiği bu buluşma 21 Kasım 2010 Pazar akşamı gerçekleşecek diye ümit ediyorum. ("Bu hafta olmaz." diyecekler varsa 27'sinde kuzenimin nikahı olduğundan benim katılamayacağım alternatif organizasyon düzenleyebilirler.)

Buluşmamızda tüm Herkes Yazıyor moderasyonunu, yazarlarını ve okurlarını görmek istemekteyim.
Herkesin Peyote özlemi ile yanıp tutuştuğunu zaten biliyorum.
Yine de "mazeretlerinizi azaltın" derim şimdiden.

4 Kasım 2010

hay senin


vala canım sıkılıyor, bu vaziyet karşısında intihar bile aklıma geliyor, bayramdan sonra istifa edip askere gidene kadar bu sektöre yönelecem...

3 Kasım 2010

HİPOTEZ


Ortaya atıp kaçıyorum. Yılın herhangi bir gününde, akşam hava karardıktan sonra, herhangi bir şehirdeki herhangi bir apartmana baktığınızda, ışığı yanan daire sayısı(n), apartmandaki toplam daire sayısının(N) "daima" yarısından az ya da en fazla yarısına eşittir.

Racona uyup matematiksel şekilde de ifade edelim;

n<= (1/2) N

Yeteri kadar gözlemle burdan bi teori çıkar bence. Gece etrafınıza daha dikkatli bakın. Dikkatli olun,sağlıcakla kalın.

Not: Fotodaki apartmanın gerçeklikle alakası yoktur.

25 Ekim 2010

Bilemedim

Biri bana bunu açıklasın? Gerçekten, biri bana fakir bir afrika ülkesine gidip etrafta donuyla gezen aşırı zayıf ya da anormal göbekli çocuklarla fotoğraf çektirmenin, üstüne bir de fotoğrafı çektirirken eşekler gibi sırıtmanın nedenini açıklasın.

The Question


Allen Iverson geldi Beşiktaş'a. 1 yılı opsiyonlu 2 yıllık sözleşme imzalıyomuş.

Sorum, bu adamın takımda ne kadar kalacağıdır. Bilen olursa ve şayet bunu o zamana kadar unutmazsak kendisine bir iki bira ısmarlarım. Ki ben "o zamana kadar"lık bi gelecek göremiyorum nedense.

16 Ekim 2010

COMMUNITY BICYCLE WORKSHOP


Dünyanın birçok yerinde ve özellikle ABD'de gerçekleşen süper olay. Şimdi iyi kötü bir bisikletiniz var. Şehir içinde ulaşımı bisikletle yapmayı seviyorsunuz. Fazla teknik bilgi sahibi de değilsiniz ki olmanız da şart değil ama olsa daha iyi olur çünkü sevdiğiniz şey hakkında fazla şey bilmemek ayıp kaçar. Bulunduğunuz şehirde de, hatta mahallenizde böyle müthiş halka açık atölyeler var. Tamamen gönüllüler sayesinde ayakta kalan, masrafların paylaşıldığı organizasyonlar. Buraya gidip bisikletinizin tamirini yapıyorsunuz, daha bilgili kişilerden teknik detaylar öğreniyorsunuz, bisiklet tasarımlarını karşılaştırıyorsunuz, yedek parça temin edebiliyorsunuz hatta bisiklet takasları yapabiliyorsunuz. Ayrıca tüm bunların yanında oraya gelen insanlarla(bunlar aynı mahallede oturup sık sık gördüğünüz ama hiç tanışmadığınız kişiler olabilir) sosyalleşiyor, hatunların bisikletlerine yardım edip gönüllerini kazanıyorsunuz. Türkiye'de böyle birşey var mı diye araştırdım bulamadım. Bence Eskişehir'e çok yakışır böyle bir olay. İnsanlar başlamak için biraraya gelemese bile belediye önayak olabilir. Bu linkte ABD'deki atölyelerden birinin websitesi var. Bu linkte de tüm dünyadaki atölyelerin sıralı tam listesi var. Tabii önce milleti bisiklete alıştırmak lazım. Maraş'ta 1 kişi bile binmiyor lan.

60m2

















(advertorial)
Ekşi Sözlük radyosunun hayatıma kattığı güzel insan Türker, herkesin hayal edip gerçekleştiremediği şeyi yapıp bir canlı performans mekanı/bar'a ortak olmuş.
60 m2 adına sahip bu güzel mekanda sıklıkla jazz sanatçıları performans sergilemekte. Henüz hızı ile baş döndürmeyen bu mekanı biraz olsun itmek isterseniz.. ki isteyin ne olacak ki .. mekanı Benetton'un arasında, sağdan ikinci binada (Mis eczanesi üstü) bulabilirsiniz.
Bu güzide mekana giderek bir çok ünlü insan ile karşılaşabilir "60 m2'yi mesken tutan ünlüler", soft jazz melodileri eşliğinde arkadaşlarınızla sohbet edebilir; dans edebilir; hoşça vakit geçirebilirsiniz.
Artık sahip olduğunuz bu bilgiler ile cadde ortasında alevlenen "Nereye gidilmeli" tartışmalarını söndürmeniz dileğiyle esen kalın efendim.
(advertorial)

8 Ekim 2010

A MİLLİ FUTBOL TAKIMI

Ya o kadar umurumda değil ki artık milli takım, bu kadar olur. O kadar ki bu kadar olur yani. Neyse, rakibin futbol oynamasına engel olmaya çalışan, bunu da başaramayan öyle düz bir takımız resmen. Bazı tespitlerim var ve buraya yazmaya karar verdim ki, gelecekte oğluma “işte baban böyle bir sitede istediğini yazar, çizerdi. Öyle muhteşem bir gücü, hitabeti, insanlar üzerinde etkisi vardı ki millet sıraya geçer taşaklarını yalardı” derken bu yazımı da diğerleri gibi gözüne gözüne sokayım.



Neyse dediğim gibi işte milli takım o kadar umrumda değil ki tespit bile yapmaktan vazgeçtim. Ama iki kelime de etmeden duramıcam;

  1. Bu Nuri Şahin necidir yahu? Nedir mevkisi? Ne iş yapar?
  2. Kaptanı emre olan bu milli takıma daha ne kadar tiksinmeden bakabilicem? ( bunu da millete çirkeflik yapmadığı, küfür etmediği, tüküre tüküre tehdit etmediği bir maç sonrası yazıyorum ki tavrımın netliği ortaya çıksın. )
Daha sorarım da, dedim ya “belim ağrıyor”.


Bu arada kusura bakmayın sevgili blog yazarları ve takipçileri; bu aralar çok sık yurtdışına seyahat ettiğim için yazmaya çok zaman ayıramadım yae. Ama en yakın zamanda bir iphone 4 edinip “şu an Budapeşte’deyim. Hatunları çok cıvırmış, kaleler falan…” diye sizlere YURTDIŞI izlenimlerimi aktarıcam.



Öpüyorum hepinizi. Hastasıyım...

7 Ekim 2010

Aber Warum?



Adam tekerlekli sandalyesiyle asansöre doğru yaklaşır. Kadın bunu görmesine rağmen kapıyı kapar. Adam sinirlenir. Ve harekete geçer...

Herkes Yazıyor  © 2009