Suda Balık etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Suda Balık etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

9 Aralık 2012

Antakya

Çok kıymetli blogumuzun sürüncemede günler geçirdiği aşikar. Blogumuza "Ölü doğmuş bir çocuk" benzetmesi yapanların ileri görüşlü bireyler olduğunu göstermez lakin bu. Hala ümidim var benim. Hiç istemiyorum ama en kötü nostalji ile yaşatacağım blogu.
Blogumuzun sanatçı ruhu kömür an itibarı ile İskenderun'da (Trapano'nun himayesinde) askerliğini yapmakta. Hem bu gencimizin terhis anında yanında olmak hem de çok sevgili Trapano'yu doğal yaşam alanında ziyaret etmek adına 16 Ocak civarı Antakya'ya yollanıyorum. Ne kadar kalabalık gidersek o kadar güzel olur.
Yıllardır anlamı çözülemeyen, çok tartışılan, bizimle zerre alaka kurulamayan kızlı-erkekli gitarlı fotoyu da tarihin tozlu sayfalarına gömdüm. Yenisi umarım beğenilir. Herkese selamlar... Öpüyorum gözlerinizden. Mail atın arada. Mail severim ben.

26 Mayıs 2012

Bir İlk : Düğün

Blogumuzun başkanlık görevini 2010 - 2012 yılları arasında ifa etmiş, pek muhterem Çölde Gezen, blogumuzun naif yazarlarından bonsai midilli ile bu akşam Isparta dolaylarında yapılacak bir düğün ile dünya evine girer gibi yapacaklardır. Blog tarihimizde bir ilk olan bu olayı benim duyurmuş olmamdan ötürü kendilerini kınıyor. Genç çifte mutluluklar diliyoruz.

25 Mayıs 2012

Daddy Cool

Bildiğin alışveriş sitesi hiper reklam yapmış. Ağzım açık kaldı.
Seri olarak denemişler esasen... aynı şarkının horonu ve kafkası da var. Lakin bu efsane olmuş.

29 Nisan 2012

Şanzelize Kafe

2 Kasım 2011

Dalga Boyu Re-United

Çok sevgili Herkes Yazıyor ahalisi,

Türlü talihsizlik sonucu, çok sevdiğim, bağrıma bastığım radyo programım "Dalga Boyu"nu yapamaz hale gelmiştim bir sene kadar önce. Zamanın hızla akıp gittiğinin kanıtı olarak kullanabileceğim bu zaman aralığında işleri biraz olsun düzene koyduğumdan olacak; ne taklalar attığım ama hala hiç kimsenin zerre umursamadığı programıma geri dönmeye karar verdim.
Eski partnerim Rumblefish'in boşluğunu genç shoegaze'ci Loveless ile doldurarak, dönüşümlü şekilde, Cuma gecesi (yani cumartesi) 1:oo'de yayında olacağız.

Podcastler düzenli olarak eklenecek...tacizler artarak devam edecektir.
Bilginize..

pes 2012'de soundtrack olarak kullanılan bir Foals çalışması ile veda etmek istiyorum. Mundar etmişler güzelim şarkıyı. Çoluk çocuğun oyuncağı, maskarası etmişler.

8 Eylül 2011

Update

İnsanın hayatı iyi veya kötü yönde birden değişebiliyor. ESOGÜ bünyesindeki odamdan yazıyorum size bu satırları. Bildiğin kocaman oda... 1 normal masa, 1 bilgisayar masası, 1 raflı 1 rafsız dolap, 1 sehpa ve 3 sandalyeli odamda.. 1 telefon ve 1 küçük bilgisayarım ile ben, bütün katta yalnızım ve "Yankı" konulu sarsıcı bir tez yolda diyebilirim. 9-17 memuriyeti de tatmak varmış şu hayatta..

Derecem 6/2...Kadrom 33/a.

Ben yazsınlar diye bekliyorum ama yazan yok hiç. Hayatımda tanıdığım en İstanbul'lu insan olan -2 kendisine gitti Bursa Orhangazi'de iş buldu ve Yalova'da ikamet ediyor şu anda. Evli ve iki çocuk babası.. İngilizce ve Almanca biliyor.

Zaphod desen gitmiş hiyerarşinin köpeği olmuş. 18 mart kafası yaşatılıyor zorla. Trapano ile ziyaretimiz yakındır.

Bir iki post öncesinde ütopik bir iş anlayışından bahseden bonsai midilli de iş buldu. Gayet realist bir büroda... Batık Amerikan gemilerinin parsasını topluyor kendisi. Evet...simsarlığa başladı. Tanıyamıyorum kendisini. Siyah camlı arabalar, siyah giyen adamlar moduna büründü. Sonu hayır olsun.

Şerbetçi de (hayatımda ilk defa bu kalıbı hakkı ile kullanacağım için çok mutluyum) bir arkadaşın açmak üzere olduğu Irish Pub'da çalışacak barmen olarak.. Happy Hour'larımın, günlerimin, gecelerimin geçeceği (Peyote Eskişehir ile paylaşır) bu saçmasapan güzel yeni mekana tüm sevdiklerimi davet etmekten...aramızda görmekten şeref duyar. Herkesi gözlerinden öperim.

ps. Yöneticilik istiyorum. Bomboş oturuyorum odada.

29 Temmuz 2011

Chapter One - Full Physical Examination

Devletimiz sağolsun.
AIDS, Hepatit B, Hepatit C ve Frengi olmadığımı öğrendim. Kalbim normal atıyormuş. Kulaklarım ve gözlerim ise varını yoğunu ortaya koyup, sahada basmadık yer bırakmıyormuş.
Frengiden çok ümitliydim. Normale basmayan kafamı nedenlendirecektim.
Tıp hala karşımda çaresiz. Bu muammayı çözmek için daha çok çalışmaları lazım. (1,5 saat öğle arası fazla)
Çekilen eziyete değerse...güzel günler beni bekliyor. Stay tuned.

13 Nisan 2011

A Stroke

Yine aylarca sessiz kaldım diye "başım sıkışık" diye düşünmeyin.
Hayatı rutine bağlamış, haftalık takvimler şeklinde yaşadığımdan yazacak bir şey bulamıyorum. Bu haftasonu blogumuz bir demirbaşını daha TSK'ya emanet edince bir görüneyim dedim "Sahipsiz değil buralar" diye. Zira bir önceki postta bir "çağrı" görmüş üstüne gitmemiştim. Yorumlarınız ile çok değerli yazarımız Öylesine'yi üzmüş ve sinirlendirmişsiniz. Kendisi blogumuzun değerli bir üyesi... moderasyon olarak sert kararlar almayı, ahkam kesmeyi özlediğim şu günlerde beni sonsuz geyik potansiyelimle başbaşa bırakmayın; akıllı olun istiyorum.

Zaphod denilen adamdan bahsediyorum. Konya'ya yedek subay olarak yolladık 2-3 aya kalmaz buralarda dolanmaya başlar yani. Özgür ve rütbeli kendisi. Hayırlısı olsun.

Strokes yeni albümü Angles'ı çıkardı bu arada. 2001 yılında hem Metallica hem de Radiohead'in albüm çıkardığı hafta Billboard listelerine 1 numaradan girip dikkatimi çekmişti bu babayiğitler. Çok da güzel albüm yapmışlar yine.. Bir önceki rezillik gibi değil. Tavsiyemdir.

Bu arada bir eksiklik fark edenler için söyleyeyim...Trapano'nun kaybolan postları elimin altındadır. TSK'ın yazdıklarından ötürü kendisine soruşturma başlatacağı istihbaratını aldık. (Hakikaten dokunan yanıyormuş.) Lakin yakın zamanda modifiyeli olarak geri dönecekler.
Sağlıcakla kalın.

25 Ocak 2011

State the fact

Etrafım Captain Obvious'larla dolu...

Ecnebi dilinde söylendiğinde anlam kazanan kalıplardan o yüzden öyle geçtim.
Aralarına karışma fırsatı çıktı önüme... kaçırmayayım dedim.
-2 denilen insan evinden uzakta asker ocağında kutladı doğumgününü... dün.
Umarım günün biraz olsun kutlu bir tarafı olmuştur.
Günü ıskalamak istemezdim ama yetişemedim bilgisayara.
Bu vesile ile tüm mehmetçiklerimize selam yollayalım... hayırlı tezkereler dileyelim.

15 Ocak 2011

Beyaz Dut

Bugün hayatımda en çok tanışmak istediğim adam tipi ile tanıştım. Bakırköy Akıl Hastanesi'nde yatmış. Kasten adam öldürmeye teşebbüs eden ve bunu gerçekten yapıp beraat edecek kadar sorunlu bir şahsiyet.

Manik depresifmiş kendisi, üzerine sosyofobi... konuşmamızı 10 kere dışarı çıkıp geri gelerek tamamladı. Gözleri sürekli hareket halinde, anlattıklarımı onaylıyor ama tekrara kesinlikle gelemiyor. İlaçlarına baktım. Bilgi kırıntılarımı paylaştım ama ahkam kesmedim. İnanın bunu başardım sevgili herkes yazıyor okuyucuları.
Uzun Yolun Hikayesi adını verdiğim, sevdiğim insana anlattım biraz anlattıklarını ve gördüklerimi... söz verdirdi bana bu adamın çevresinde dolanmayacağıma dair...ama hayatta en merak ettiğim şey bu olabilir.
Sayesinde keyifli bir akşam geçirdim.
Bu arada 70'lerde bizim kahve gün aşırı kurşunlanırmış. Anarşikmiş bizimkiler...
Bugün bunu da öğrendim.
İzlenimlerim sürecek...katlim vacip.

14 Ocak 2011

Muallak

Aylar sonra bir post görmenin verdiği heyecan ile satırlarıma sarılan çok sevgili herkes yazıyor okuyucu, yazar ve izleyicilerine selam ederek yazıma başlamak istiyorum. Bugün -2 ile telefonda konuştum. İlk defa bir ankesörlü telefonu arayarak müthiş bir iş başardım. ("American Style" bu tecrübeyi yaşamak isteyenlere numarasını verebilirim.) Direkt aramadım. Önce o beni aradı...sonra dedim "Bu işi başarabilir miyiz sence?" O da... "Neden olmasın?" diyince... Olay orada koptu. Onun da selamı var bu arada sizlere...Gözünde tütüyormuşuz.


Trapano'un bir önceki posttaki kolpa vaatlerine kanmakla büyük hata etmişim. Bir gece telefonuma sms olarak iletilen "jandarma er trapano hatay" tekmili dışında kendisinden bir tepki alabilmiş değilim henüz. Nerededir? Ne yer? Ne içer? Bilen varsa beri gelsin.

Kendi adıma babamın "güneşe alerjisi olduğunun" ortaya çıkması sonucu verdiği müthiş bir kararla (Sanırım neden bu) kendini devlet kontrollü kapalı mekanlara kapatmasının etkisini üzerimden atabilmiş değilim. Lakin hayatıma zorla uydurduğum düzenimle Eskişehir, İstanbul şehirleri arası zig-zaglara başladım bile. Beni özleyenler, görmek isteyenler...mailime dilekçe ile başvurabilirler. Dil, gramer serbest.

Arada gelir yazarım aslında ben buraya. Yazınca, ne kadar kolay yazdığımı hatırlıyorum zira.

Asıl soru ise şu:
Beşiktaş neden bu kadar kolay gol yiyor?

13 Kasım 2010

Bayram Sonrası; Asker Öncesi..

Düzenli bir iş olasılığı. Kafa rahatlığı gibi mazeretleri öne sürerek bir kumar oynadım yine. Askeriyeyi arayıp "beni bir süre daha beklemeyin yiğitler." dedim. Sağolsunlar anlayış gösterdiler.
Gayet şeker gibi insanlar.
Faşist gelenek onları sevmeyenlerin uydurması olsa gerek.

Benim kolpalığım bir yana.. Buradan askere gideceği kesin olarak belli olan -2 ve trapano'ya uğurlar olsun demek istiyorum şimdiden. Ülkemizin batısında, kış nedir bilmeyen topraklar diliyorum kendilerine.

"Uzun Yolun Hikayesi" nicki arkasına sakladığım güzel insan ile ilişkim nedeniyle 2 haftada bir kesinlikle İstanbul semalarında görüldüğümü bilen insanlar vardır aranızda. Buna mukabilen "bayram sonrası; asker öncesi" son bir Peyote buluşması düzenleme arzusundayım.

Trapano'nun da katılımının beklendiği bu buluşma 21 Kasım 2010 Pazar akşamı gerçekleşecek diye ümit ediyorum. ("Bu hafta olmaz." diyecekler varsa 27'sinde kuzenimin nikahı olduğundan benim katılamayacağım alternatif organizasyon düzenleyebilirler.)

Buluşmamızda tüm Herkes Yazıyor moderasyonunu, yazarlarını ve okurlarını görmek istemekteyim.
Herkesin Peyote özlemi ile yanıp tutuştuğunu zaten biliyorum.
Yine de "mazeretlerinizi azaltın" derim şimdiden.

16 Ekim 2010

60m2

















(advertorial)
Ekşi Sözlük radyosunun hayatıma kattığı güzel insan Türker, herkesin hayal edip gerçekleştiremediği şeyi yapıp bir canlı performans mekanı/bar'a ortak olmuş.
60 m2 adına sahip bu güzel mekanda sıklıkla jazz sanatçıları performans sergilemekte. Henüz hızı ile baş döndürmeyen bu mekanı biraz olsun itmek isterseniz.. ki isteyin ne olacak ki .. mekanı Benetton'un arasında, sağdan ikinci binada (Mis eczanesi üstü) bulabilirsiniz.
Bu güzide mekana giderek bir çok ünlü insan ile karşılaşabilir "60 m2'yi mesken tutan ünlüler", soft jazz melodileri eşliğinde arkadaşlarınızla sohbet edebilir; dans edebilir; hoşça vakit geçirebilirsiniz.
Artık sahip olduğunuz bu bilgiler ile cadde ortasında alevlenen "Nereye gidilmeli" tartışmalarını söndürmeniz dileğiyle esen kalın efendim.
(advertorial)

6 Eylül 2010

Ay akşamdan ışık mı?

Almanlar beni reddetti pek sevgili herkes yazıyor yazarları ve okuyucuları....zaten önemli olan başvurmaktı.
Sonuç olarak dümeni hemen yüce türk ordusuna kırmak durumunda kaldım.
Kulislerde duyduğum kadarıyla onlar pek reddetmiyorlarmış.
Üstelik yalnız da olmayacağım aldığım duyumlara göre.
-2'yi ve "Büyük Başkan" Trapano'yu da yanıma alıp gidiyorum devre arkadaşı olarak.

Çölde Gezen başkanın da pasif hali göz önüne alınırsa;
Aralık 2010'da blogu kitler gideriz diye düşünüyorum.
Açsak...bize gelişini bile kurtarmaz.
Öyle değil mi Namariel, öylesine, cüveyni, şerbetçi...vb.

Şaka şaka...eskiye dönmüyoruz...Ne bok yerseniz yiyin.
Biz gidiyoruz.

19 Ağustos 2010

Dalga Boyu

Merhabalar,

Tüm zamanların en iyi radyo programı "Öyle Ya Da Böyle" biteli aylar oldu. Bu boşluk kimilerini çok sevindirse de kimilerinizi derinden üzdü. Farkındayım.

Beni tanıyanların çok iyi bileceği gibi.. ben eğer bir olumsuzluğun farkındaysam onu değiştirmeden duramam. Dolayısıyla yepyeni bir radyo programı ile karşınızdayım

Blogumuzun radyosu sahtejapon'un şom ağzının, kem gözlerinin etkisi erken yaşta ölmeseydi.. (Olmuyor.) Kişiselleşmiş programlarımızla efsane işlere imza atabilecektik. Lakin şimdi beni daha önce de koruyup gözeten Sourberry'e muhtaç kaldık. Kendimi defalarca rezil etmeme rağmen sağolsunlar.. onlar da anlayışlı davrandı.

Rumblefish adlı sevdiğim bir dj hanım kızımızla giriştiğimiz "Dalga Boyu" adlı kötü esprilere ve kelime oyunlarına açık olduğunu bildiğimiz programımızla, Çarşamba günleri 21:00 - 22:00 arasında yayında olacağız sourberry.org'ta. Dönüşümlü olarak yayın yapacağımızdan beni dinlemek isteyenler (ilki dündü) 1 Eylül'ü beklemek durumunda. (Podcastler çok yakında buralarda olacak elbette)

Siz sağlıcakla kalın.
Ben sizi bulurum.

17 Haziran 2010

B

Blog fikri kafamda, zaten bir şekilde ayrı olan ve muhtemelen giderek ayrılacak olan bizlere ortak bir platform oluşturması amacıyla şekillendi.

Bu ayrılığın sonucu anlık haberlerden yoksunluk şeklinde oluyor benim için. Belki şu an çok net görülmüyor bu ama bu anlık haberlerin belgelenmesini önemli görüyorum.

Düşünüyorum...Blogumuzun "eski" yıldız ismi Çölde Gezen çok kral ar-geci olmuş...Duyan bilen var mı?
Midilli'miz artık resmen avukat.
Berthelemy İtalya'da okuyor.
Trapano ise kahvaltı yapmaya İtalya'ya gidiyor.
Kömür'ümüz İsveç yolcusu.
Yeni işsizlerimizden Zaphod bir gün içerisinde birkaç işte çalışabiliyor. Bu ordunun bir diğer neferi -2 ise bir günde birkaç şehir gezebiliyor
Cüveyni askere gidip geldi bile(Yuh!)....vesaire vesaire.

Bunlar benim blogta görmek istediğim şeyler ama o yapı oluşmadı bir türlü.
Belki oluşur diye ben başlatmak istiyorum:
Yukarıda gördüğünüz harf benim bitmek bilmeyen lisans öğretimimde aldığım son not karşılığıdır.
Hepinize geçmiş...Vatana millete hayırlı olsun.

Berlin vs. Milano (vs. 80 Güzide ilimiz.)

"Dear Mr. Balık,
Your application for the Master of Science Program in Polymer Science for the winter semester of 2010/2011 has arrived.
As soon as we have made a decision we will inform you per e-mail."
yazmış elin Alman'ı dakikasında.
Bir cevap maili atmaya üşenen kıro İtalyan'lara lanet okudum bir kez daha.
İki ülkenin de faşist mazisi olması şaşırtıcı. Düşünmek lazım üzerine.

Diğer taraftan bu eski faşistler de beni almazsa aralık'ta askere gidiyor olmama ne demeli.
Aralarında mutlak bir bağıntı olmalı...(Sert mi oldu?)

MINI vs PORSCHE


Mini'nin CEO'su durup dururken delirmiş. Porsche 911'i alır bizim velet demiş. Gitmiş üstte gördüğünüz ilanı tam sayfa olarak NY Times'a vermiş.
Şirketler arası atışma işi Amerikan reklam sektöründe en sevdiğim şey. Türkiye'de de serbest olmalı. Video atışması ve cevap metinleri şu şekilde:



Porsche'yi ezelden beri severim zaten...Cevaplarına ise taptım. Günümüzde biraz yalan artık ama...yine de etkiliyor.

Dear Jim,

Imagine our surprise to discover our former employee, now the head of Mini, has challenged us to a head-to-head race. As you surely know, Porsche has a long history of racing success, with more than 28,000 wins over the last 60 years. In our early days, we pitted ourselves against the giants, so we’ve been in your shoes.

But as you also know, Porsche doesn’t race for fame, stunts or publicity. We race to challenge ourselves; we race to push sports car technology; we race to translate every win on the track to our cars on the road. If you need a reminder of our intent, please take a look at this short video:


While your challenge seems like a fun and lighthearted campaign, we’ll stick to racing the way we have over the decades. We welcome you at Sebring, Le Mans, Daytona or any other sanctioned race where there is more at stake than T-shirts and valet parking spaces. We also invite you to any of the thousands of tracks around the world where Porsche owners compete each weekend.

Good luck with your race at Road Atlanta on June 21; we hope you enjoy the day.

Sincerely,

Detlev Von Platen President and CEO, Porsche Cars North America

Mini ise hala utanmadan bastırıyor. 21 Haziran 2010 demişler. Merakla bekliyorum.



3 Haziran 2010

Herkes Derken?


Pek değerli yazarlar, muhterem izleyiciler ve Google aptalları,


Yıllardır beklediğiniz geyik fırsatını ayağınıza kadar getirmiş bulunmaktayım.
Sizlere yepyeni blog radyomuz "Herkes Derken?"i sunmaktan gurur ve şeref duyarım.
Zira muhterem insan Trapano ile internet özgürlüğünü sömürmek adına kurduğumuz bu blogta, yeni radyomuzun büyük amaçlara hizmet edeceğini düşünmekteyim.

Blog sayfamızın sağ tarafında gagdet'ını görebiliceğiniz radyomuzu direkt web üzerinden veya winamp (Tavsiye edilir) ile dinlemeniz mümkün. Elbette ki herşey toz pembe değil.. Yepyeni radyomuzda yayın akışı, flash desteği, program ve dj olmadığından şu anda çok hiper bir şey değilmiş gibi gelebilir size...ama bu olmayacağı anlamına gelmemeli. Google Takvim tabanlı bir haberleşme ağı düşünüyorum ilk aşamada. Önerilere açığım elbette.

Dj alımı o kadar açık ki...inanamayabilirsiniz.

En kötü durur kenarda..

Edit: ohoooy.. İlk dj'imiz Trapano oldu... Kendisi Cumartesi Gece saat 23:00'te "Arabian Nights" programı ile bizlerle olacak.

Edit 2: O da ne... İkinci dj'imiz Çölde gezen... Zat-ı âlileri yine cumartesi gecesi 01:00 - 05:00 arası tek kişilik tartışma programı "paranoid android" ile bizlerle olacak.

Edit 3: Yüzlerce insanın kabusu, birkaç insan için hayatın anlamı olan "Öyle ya da Böyle"'nin yayın hayatına dönmemesi için neden bulamıyorum...hehe... (Sıfır kişiye yayın önemli bir neden olabilir.)

23 Mayıs 2010

1

Hiçbirimizden NBA istatistikçisi çıkmazmış.
Blogumuzun "hiper resmi" açılış tarihi olan 8 Mayıs'ta kim bilir hangi naneyi yiyorduk. (Halbuki gerçekler çok başkaydı.)
Pek yazık...ama geç değil.

Geçtiğini fark edemediğimiz bu yıl oldukça eğlenceli ve zordu blog için.. Zira bu yılda her tepkiyi layığıyla uçlara çekmeyi başardık. İnternet aleminin bize sağladığı bu özgürlüğü sonuna kadar sömürdük. Bağlarımızı ve bağışıklılık sistemimizi güçlendirdik. 12 yazar (Bunun usulü nedir?? Kendimi saymalı mıyım?), 6 izleyici ve bizi kenardan "anonim" izleyen tüm gönül dostlarına sonsuz teşekkürleri bir borç biliyorum bunun için.
(Bundan sonrası daha kolay olacaktır diye düşünüyorum.)

Bir daha unutmamak için yazdım bu postu...
Son söz olarak varsayımsal takvimler, bitmeyen döngüler, nice mutlu seneler diliyorum herkese.
(Herkes karalasın bir şeyler.)

Herkes Yazıyor  © 2009