çölde gezen etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
çölde gezen etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

8 Ekim 2010

A MİLLİ FUTBOL TAKIMI

Ya o kadar umurumda değil ki artık milli takım, bu kadar olur. O kadar ki bu kadar olur yani. Neyse, rakibin futbol oynamasına engel olmaya çalışan, bunu da başaramayan öyle düz bir takımız resmen. Bazı tespitlerim var ve buraya yazmaya karar verdim ki, gelecekte oğluma “işte baban böyle bir sitede istediğini yazar, çizerdi. Öyle muhteşem bir gücü, hitabeti, insanlar üzerinde etkisi vardı ki millet sıraya geçer taşaklarını yalardı” derken bu yazımı da diğerleri gibi gözüne gözüne sokayım.



Neyse dediğim gibi işte milli takım o kadar umrumda değil ki tespit bile yapmaktan vazgeçtim. Ama iki kelime de etmeden duramıcam;

  1. Bu Nuri Şahin necidir yahu? Nedir mevkisi? Ne iş yapar?
  2. Kaptanı emre olan bu milli takıma daha ne kadar tiksinmeden bakabilicem? ( bunu da millete çirkeflik yapmadığı, küfür etmediği, tüküre tüküre tehdit etmediği bir maç sonrası yazıyorum ki tavrımın netliği ortaya çıksın. )
Daha sorarım da, dedim ya “belim ağrıyor”.


Bu arada kusura bakmayın sevgili blog yazarları ve takipçileri; bu aralar çok sık yurtdışına seyahat ettiğim için yazmaya çok zaman ayıramadım yae. Ama en yakın zamanda bir iphone 4 edinip “şu an Budapeşte’deyim. Hatunları çok cıvırmış, kaleler falan…” diye sizlere YURTDIŞI izlenimlerimi aktarıcam.



Öpüyorum hepinizi. Hastasıyım...

10 Eylül 2010

Karışık


Hayat cidden çok garip. Tam yurtdışı falan bahsedicektim ama olmadı. Bu yazı tam olarak acıyı anlatan bir yazı değil. Daha çok şaşkınlığı, insanın bildiklerini yaşarken deneyimlemesini anlatan bir yazı. Belki de yazı bile olamayacak.

Ölüm harbiden de ani. Ölen çok yakın arkadaşımın babası. Benim de tanıdığım, bildiğim, sevdiğim bir insan. Ölüm ölenden çok, kalan için acı ve yorucu. Doğruymuş. Neyse konuşmak bile yorucu.

Askere gidecek olan sevgili yazarlar yolunuz açık olsun. Blog eksikliğinizi emin olun hissedicektir. Neyse ilk aşamada bu yolcularımızdan suda balık haricindekilerin yetkileri karışıklıklara sebep olmaması için alınmış ve zaphod'a gerekli yetkiler verilmiştir.

Bu arada o siktiğimin Tuna Kiremitçi çakması yazıyı kim yazdıysa kusura bakmasın onu içimin yağları eriyerek sildim attım. Yazanı da çok ciddi kınıyorum.

3 Ocak 2010

russian standart vodka - premium


Bekledim, yeni yılın ilk postu ayyaş önermesi olmasın diye. Ama nafile geçti 3 gün. Dedim sanırım herkes yılbaşı gecesinin etkisinde halen daha...

Neyse ben önerimi yapıp kaçayım. Votka seven varsa aranızda mutlaka bunu deneyin sevgili gönül dostlarım. RUSSIAN STANDART VODKA PREMIUM.

Eğey bir zamandır rakipsiz görmekteydim zaten kendisini. Ancak yılbaşı gecesi 70'lik büyük şişeyi tek başıma devirince tekrar taktirimi kazandı. Aşırı sevdim ben bu rusu. Sizle de paylaşmak istedim.

Sitesini de vereyim ki hepten "İjelim güzellejjjelim kardejjimmm" muhabbeti yaratmamış olayım değil mi?

İçin!!!!

Hepinizi votkalı nefesimi hissedebileceğiniz derinlikte öpüyorum.

27 Aralık 2009

BASIN AÇIKLAMASI

Yönetimsel açıkların kapatılması, bazı yazarların başıboş tavırları ve özellikle bugün dışarıdan bloğumuza ve yazarlarımızın bazılarına yapılan saldırılar sebebiyle; bloğumuzun eski başkanı, ebedi dostum trapano başkan yardımcılığı ve genel yayın yönetmenliği görevlerine getirilmiştir.

Blog ahalisini öperim.

BAŞKAN
Çölde Gezen

Çok Güzel Düşünmüşsün, Aferin

Uzun taç atışı kullanabilen futbolcuların takımlarına haksız avantaj sağladığını düşünüyormuş hiç sevmediğim insan Arsen Wenger. Aferin len ne de güzel düşünmüşsün.

Bir sonraki adımın da "Abanmak yok ulen !" diye bağırmak olacak heralde. Zira onlarda sert şutlar atarak takımlarına avantaj sağlamaktalar. Geri zekalı....

Not: Ulan Arsen'in resimdeki bu hali bana birilerini anımsattı ama çıkaramadım, neyse...

Taklitler Asıllarını Yüceltir

Kuruluşunun üzerinden yaklaşık 8 ay geçen "Herkes Yazıyor" adlı bloğumuz gün geçtikçe daha geniş kitlelere hitap ederken, son gelişmeler göstermiştir ki taklitleri de oluşmaktadır.

Kendini ezilen bir grup olarak göstermeye çalışan, bloğumuzun yazarı olmayı başaramamış bazı kişiler yeni bir oluşum içine girmişlerdir. Bu oluşum elbette ki "Herkes Yazıyor" bloğunu, yazarlarını ve yönetimini ilgilendirmemekte ve herkesin yazma özgürlüğüne saygı duyulmaktadır. Ancak yapılan yersiz suçlamalar, yetersiz açıklamalar, olayları çarptırmalar bloğumuzun yönetiminin bir açıklama yapması gerekliliğini ortaya koymuş durumdadır.

Kamuoyuna duyurulur ki; bahsi geçen oluşum bu karalamaya yönelik iddialarını sürdürürse gerekli görülen işlemler yönetimimiz tarafından yapılacaktır.

Hatta kim bilir belki çoktan bazı çalışmalar başlamıştır ve yeni gün bloğumuza yeni gelişmeler sunacaktır.

Bloğumuzda yazma ayrıcalığını elinde bulunduran tüm yazarlarımızı ve çok değerli izleyicilerimizi öpüyorum. Saygılar...

Yönetim

12 Aralık 2009

YÖNETİMDEN AÇIKLAMA

Sevgili blog yazarları ve çok değerli takipçiler;

Bir süredir sesi sedası çıkmayan ve ayın elemanı seçimini bu derece geçe bırakan yönetimin başı olarak öncelikle sizlerden özür dilerim. Ancak çok önemli kişisel işlerimden ötürü bu gecikmenin kaynaklandığını belirtirken bunun geçerli bir mazeret olarak görülmesini rica ederim.

Aralık ayının elemanı yine son derece titiz çalışmalar sonucunda belirlenmiş olup sizlere sunulmuştur. Hepinizin bildiği gibi bu seçim kriterleri gizli olup, seçimler dünyanın bugünkü halini almasını sağlayan ve bugün eğer dünya dönüyorsa kesinlikle sayesinde olduğuna inanmaya başladığım excel ile yapılmaktadır.

Kısaca toparlamak gerekirse; yokluğunda dahi bu derece tıkır tıkır işleyecek bir altyapı oluşturan, kişisel hayatında aldığı akıl almaz başarılar ve blogda kendisine edindiği sarsılmaz yer sebebiyle bu ay ki ayın elemanı ödülü çölde gezen'e verilmiştir. Herkese hayırlı olsun.

Herkesi her zamanki gibi öperken yönetimin el koyması gerektiğini düşündüğünüz konuları bize iletin diyorum.

28 Kasım 2009

Boğazın İncisi - Kurban Kanı

Vejeteryan değilim, hatta olanlar hakkında kötü görüşlere de sahibim. Gerek kurban bayramı amaçlı olarak gerekse de sadece et yemek amaçlı olarak çeşitli hayvanların kesilmesine de gayet olumlu bakabilirim. Ancakkk;

Bugün gittim, kendi gözlerimle gördüm. O güzelim boğazın mavisi bok gibi bir kanlı kahverengiye dönmüş. Sonra tekrar televizyonlarda izledim. Sırf boğaza akan o kanları değil, buldukları ilk boş yerde aldıkları hayvanı kesen orospu çocuklarının bıraktıkları artıkları.

Lafı hiç uzatmadan içini döküp kaçıcam. Bundan sonrası tatsız olabilir lilapause ( eğer okuyorsan tabi);

Kendisini ibadet ediyor sana orospu çocukları; sizin din anlayışınızı ve ibadet şeklinizi sikeyim. İslam bu mu lan? Böyle mi yaşıyorsunuz dininizi. Sonra göbekler çatlasın millete İslamı ve Türkiye'yi aslında böyle değiliz diye anlatmak için. Gebe hayvan kesmekten ve kesilmesi için satmaktan kaçınmayan sizlerinde amınıza koyayım. Ve son sözüm, trafik zart zurt vs için sık sık kulaklarını çınlattığım belediye sorumlularına. Çok mu zor lan zabıta ekipleri ile denetimi iyice sıkılaştırmak. Hem zaten doğru dürüst birşey kazanamayan hayvan satıcılarından, güvenliklerini bile sağlamadığın halde, aşırı miktarda paralar al, hem de basit bir organizasyonu dahi yapamamana rağmen kesim için halktan para al.

Hadi bol bol et yiyin, löp löp et olsun sizlere de. Öptüm sizi.

25 Kasım 2009

AMAN TANRIM !!!!!!

Bir hafta içinde 2 dünya devini dize getirdi kara kartalım. Gerçi Manchester Q takımıyla falan çıkmıştı sahaya....

Yahu, bakıyorum da cidden sadece zaferlerde beşiktaşlıymışım. Neyse cidden tebrikler kartalıma ve ilk galibiyetini alan Mustafa'ma. En son böyle bir savunma hattını Çelsi'ye karşı görmüştüm sanki. Erhan Güven hariç kimse batmadı gözüme, İbrahim Kaş bile.

Ne dağınık post oldu be. Son sözüm İbrahim'in tecrübesi ile yediği Obertan'a. Sen ne çirkin bir yaratıksın be... Ne şekilsiz, ne tipsiz bir kafa yapın, ne iğrenç bir ifaden var senin. Allah cezanı versin.

Hepinizi öpüyorum. Ne tatlı insanlarsınız....

21 Kasım 2009

3-0 OLSUN TWITTER OLSUN


Skor gayet net. 3-0. Fantastik 5-5-5-5-5 diye böhüren taraftarları bir kenara bırakırsak cidden en net skordur 3-0. Ama benim konum bu değil;

El sikiyle gerdeğe giren Kazım; Twitter'da tükürdüğünü yaladığın gibi gel şimdi bir de o dalga geçmeye çalıştığın taraftarın....

31 Ekim 2009

OLDU DA BİTTİ MAŞALLAH !!!!!!!!

Sevgili blog yazarları,

Uzun süreden beri konusunda uzman Yeni Zelandalı arkadaşlarıma verdiğim talimatlar dahilinde bazı teknik çalışmaların tamamlanmasını bekliyordum. Ve evet, şu an bazı küçük aksaklıklar haricinde bloğumuzun çeşitli noktalarında güncellemelere gittik. Bu değişiklikleri sizlerle paylaşmak isterim.

Öncelikle bloğumuza teknik desteğin çok ötesinde destek veren "powered by" ımız selim makina ile eski yönetimin başındaki sevgili dostum trapano'nun tüm çabalarına rağmen anlaşma yenilenemedi. Bu duruma bağlı olarak yaptığım çeşitli araştırmalar ve üst düzey bazı bürokratlarla geçtiğim temaslar halen daha devam etmekte olup, an itibarı ile netlik kazanmış bir durum yoktur.

Bloğumuzdaki bir başka yenilik ise temelleri eski yönetim tarafından atılan oyun parkında gerçekleşmiş durumdadır. Çeşitli yazarlar ile farklı ortamlarda buluşarak, bizzat ilk ağızdan aldığım şikayetler üzerine Bouncing Balls adlı oyunu değiştirmiş bulunmaktayım. Elbetteki herkesi memnun etmek mümkün değil ancak yeni oyunumuzu bir süre beğenerek oynamanızı dilerim. ( Bilinen en iyi derece 7. level olarak kayıtlara geçmiş diye duydum. )

Ve belkide blogda çok farklı bir hava oluşturacak olan son yeniliğimiz: "Herkesin Elemanı - X" köşemiz. Adından ve size çağrıştırdığı "Ayın Elemanı" kavramından rahatlıkla çıkarım yapabileceğiniz bu özellik artık her ay, çok farklı ve kompleks bir yapısal analize dayanan elemeler sonucunda güncellenicek ve hizmetinize sunulacak. İlk olarak belirlenen yazarımızın kim zaten sağ üstte görmektesiniz. Kendisi bu ödüle, demokratik yapılarda olması gerekeni yaptığı için yani başarısız görüldüğünde görevden ayrılması ve bunun sonucunda yönetimin el değiştirmesini sağlamasından ötürü seçilmiştir. O böyle gururlu bir davranış sergilemeseydi bugün bloğumuz bu başarılı yönetime kavuşamayabilirdi.

Hepinizi öpüyor ve şimdilik elveda diyorum. Hepinizi olmasa da birçoğunuzu çok seviyorum sevgili blog yazarları ve elbetteki 2 izleyici.

22 Ekim 2009

BUNU İSTİYORUM

Fazla söze hacet yok. Eve ne zamandır su sebili almanın ne kadar iyi bir fikir olacağını düşünürken, yeni rakı sebilinin daha işlevsel ve faydalı olacağına kanaat getirdim. Bunu istiyorum...

O zaman bu yeni rakı sebiline yakışır bir video da verelim postumuz şenlensin. E hadi şerefe !!!

20 Ekim 2009

PASAPORT

Şu pasaport edinme işlemi bana bir daha gösterdi ki devlet adam sikmeye yer aramakta. Pasaport işlemlerinin en başında aşırı pahalıya kaktırılan pasaport cüzdanının ardından yıl başına nasıl hesaplandığını anlamadığım küsüratlı harç paraları geliyor. Rivayetler yurt dışında bu harçların ülkemizdekinin çok çok altında olduğunu söylüyor.

Tüm teknolojik gelişmelere rağmen halen daha veznesinde bir amcanın elle dekont yazmasının sebep olduğu saçma sapan kuyruğu bir şekilde içime sindirirken, halka köpek gibi davranmaktan müthiş haz duyduğunu çok bariz bir şekilde belli eden tüm polislere selamlarımı yolluyorum. Allah sizi bildiği gibi yapsın...

9 Ekim 2009

KUPA ÇEKMEK

Eskiden yani ben küçükken, ne zaman sırtım ağrısa, çok yorulsam veya soğuk algınlığı geçirsem teyzem zorla önüne yatırırdı. Çakmakla ısıttığı su bardağını sırtıma yapıştırırdı. Garip bir histi ama bir yandan da zevkliydi de. Derinin bir yerlere doğru çekliyor olması.

Sonra araya yıllar girdi, ben büyüdüm güçlendim. Ama sırtıma ısıtılan bardağın kapatılması bir şekilde beni içten içten korkutuyordu. Teyzemin de gücü beni zorla, eskiden olduğu gibi, önüne yatırmaya yetmiyordu.

Geçen yılların ardından bugün televizyonda rastladım kupa çekme işlemine ve yine içim bir garip oldu. Biraz araştırdım, artık daha çok selülit tedavisinde uygulanıyormuş. Çin'de ise hemen herşey için. Çeşitli sitelerde 18'lik kupa çekme takımı bile gördüm. 22 TL'den satılıyor. Tabi çakmak - su bardağı ikilisi gibi nostaljik olamaz ama ilginen varsa fiyat oldukça uygun.

8 Ekim 2009

BLOG AHALİSİNE DUYURU

Kendi yönetimleri zamanında işini tam olarak yerine getiremediği, tarafımca daha fazla rencide olmasını istemediğim için kaldırılan anket sonuçları ile bir tokat gibi yüzüne vurulan bazı eski yöneticilerin ve hatta adını açıkça belirtmekten çekince duymadığım suda balık'ın blog içinde yaratmaya çalıştığı huzursuzluk ve sarsmaya çalıştığı tek başına iktidarımın zorunlu açıklamasıdır:

Blog yönetiminin değişmesi ve başkanlığın elime geçmesi süreci sonucunda kimi çevrelerce pekçok farklı yollarla yeni yönetim kadrosu, görev tanımları vs ile ilgili spekülasyonlar yaratılmaya çalışılmıştır. Belirtmek isterim ki; yönetim şu an sadece ve sadece benden yani çölde gezen'den oluşmaktadır. Başkanlığını gururla yürüttüğüm bu yönetim için an itibarı ile herhangi bir yönetici katılımı söz konusu olmadığı gibi hiçbir yazar hakkında yönetici olması yönünde bir
görüş de oluşmamıştır.

Yönetimimin demokratik olup olmadığı konusunda eleştiride bulunanlar ve kellesinin uçmasından korkanlar bu düşüncelerine temel oluşturan olayları açıklamalıdırlar.

Eski yönetimin ve bloğun eski başkanı, kadim dostum trapano'ya ise; gerek bana olan güveni gerekse de başkanlığım sırasında bana verdiği yardımlardan ötürü teşekkürlerimi iletmeyi bir borç bilirim.

---------- ERU ve BESBOCE ----------

Geri sayım sizler için başlamış durumdadır. Sizlere özel birer mail yollamayı gereksiz bulduğum için böyle bir girişimde bulunmadım. Bu geri sayım sona erdiğinde, ki 09.10.2009 saat 22.00'de sonra erecek, eğer sizler halen daha yeni postlarınızı bloğa göndermemişseniz gidiş biletlerinizi mail olarak sizlere göndereceğim. Yeterince iyi birer izleyici olabilirseniz belki birgün tekrar yazar bile olabilirsiniz.

Şerbetçi ve diğer yazarlarımız için böyle bir tehlike bulunmamaktadır.


çölde gezen

7 Ekim 2009

TEK BAŞINA İKTİDAR


Halk iradesi kendini gösterdi ve çok değerli blog ahalisi beni tek başıma iktidara taşıdı. Başta çok değerli dostum trapano'ya ve eski yöneticilere bloğu eksikleri olmasına rağmen bu derece kaliteli bir hale getirdikleri ve görevi bana teslim ettikleri için çok teşekkürler.

Kendilerine görevi bırakmamalarını pekçok defa söylememe rağmen görevi bırakmayı tercih etmelerinin ardından bloğun sahipsiz olmadığını göstererek başkanlık görevini üstlendim. Gecenin şu geç saatlerinde balkonumdan yaşam kompleksimin önünde biriken kalabalığın müthiş sevinç gösterilerinin sakinleşmesinin ardından da bloğa başkan olarak ilk postumu giriyorum.

Evet sevgili blog ahalisi, artık yeni bir sayfa açılıyor bloğumuzda. İlk icraat olarak da blogda bu değişime sebep olan ve bazı eski yönetici arkadaşlarımızı rencide eden anketi kaldırdım.

Ve sevgili yazarlar flash bir gelişme olarak da eski bir yazarımız olan ve eski yönetimle arasına giren soğukluklar sebebiyle izleyicilikten bile vazgeçen şerbetçi yazar olarak tekrar bloğumuza geri döndü.

Herkese hayırlı olsun diyorum. Hepinizi öpüyorum. Yeniden hoşgeldiniz.

6 Ekim 2009

FIFA 10

Yıllarca Pes oynadıktan sonra demosunu edindiğim Fifa 10 beni bazı açılardan heyecanlandırınca gittim aldım. Öyle uzun uzun oyun şöyle böyle demeyeceğim. Kendimce kısaca özetleyeceğim;

1) Fifa 10'da bazı çok güzel detaylar var. Bunların en önemlisi de çimler. Çimler süper gözüküyor ve futbolcular cidden çimlere basıyor. Şut çekerken bileklerinin bükülmesi de hoş bir detay.

2) Turkcell Süper Lig takımlarının tamamının formaları da dahil olmak üzere birebir olması çok heyecan verici. İnsan kendini bir hoş hissediyor.

3) Pro kamerasında haldır haldır koşarken kameranın sallanması ve nefes sesleri çok ama çok etkileyici. Açıkçası sırf bunu Pes'deki Become A Legend modunun muadili olan Be A Pro modunda hissetmek için aldım Fifa 10'u.

4) Be A Pro modu en büyük beklentim idi. Göt oldum açıkçası. Gerek kameranın beklediğim gibi kullanılamaması, gerek kariyeri istediğim takımda başlatabilmem, gerekse tipim ve aksesuarlarım ile istediğim gibi sezon içinde oynayamamam beni feci şekilde soğuttu. Beklediğimi bulamadım. Bu modun güzelliklerini eksikliklerinden ötürü içime sindiremedim. Ancak takım arkadaşlarımın Become A Legend'daki gibi salak olmadıklarını ve düzgünce paslaştıklarını belirtmeden de geçemicem.

5) Pes 2010 demosunu oynamadım ancak bildiğim Pes serilerine göre oldukça fazla pozisyon zenginliği var Fifa 10'da. Pasa dayalı futbol anlayışı oldukça gerçekçi. Bu durumun turnuvalarda veya 1 on 1 maçlarda zevk vereceği kesin gibi. Ancak bunun bir sebebi de yıllardır Fifa oynamamış olmam ve ezberleri yeterince edinememem olabilir diye düşünüyorum.

6) Skill moves gerçekten çok etkileyici. Özellikle de biraz antreman yaptıktan sonra maçta bu hareketin işe yaradığını görünce insan çocuksu bir mutlulukla doluyor.

Be A Pro modunda benim için hayati eksiklikler de olsa bir süre idare edilebilir. Normal maçlarda ise oyuncu ve top fizikleri Pes'e göre kötü de olsa Fifa 10 daha zengin bir maç vaat ediyor. Ve genel olarak tam anlamıyla beni arada bırakan bir oyun olup çıkıyor Fifa 10.

İşin özü bana ve birçok oyuncuya Pes ve Fifa kırması bir futbol oyunu gerekiyor. Bu sene tercih yapmak baya bir zor da olsa Pes'i de denemekte fayda var diyor ve sözlerimi bitiriyorum. "Herkes"i gözlerinden öpüyor ve eğer depresyonda iseniz Allah kolaylık versin diyorum.

5 Ekim 2009

HASSSİKTİR LAN!!!

"Eski fotoğrafçılardan bir ben kaldım. Çin kağıdına basıyor artık yeni yetmeler, bizde öyle değil. ABD Konsolosluğu sitesinde bizi önermiş fotoğraf çektireceklere....... Merak etme ben düzgün çalışıcam...."

Bu sözler kulağımda çınlıyordu pasaport vs için çektirdiğim fotoğrafları almaya giderken. Amcanın konuşmaları içimi rahatlatmış olsa da yine de içimde bir korku vardı. O sözler halen daha kulağımda çınlıyor. Ve sözlerin sonunda mutlaka analı bacılı küfürlerim...

Evet sen; eski fotoğrafçılardan tek kalan senin yaptığın fotoşop işini sikeyim. Göt kafalı herif. Bir de 24 tane yaptırdım amına koyim. Değil pasaporta klozetin karşısına koyamam lan ben bu fotoğrafı. Dingil herif. Suratımın bir yanını durduk yerden şişirmek nerden çıktı kro.

Gün sonunda sakinleşmemi sağlayan ise kömür oldu. Sağolsun fotoşop yapma teklifi ile beni güldürdü. Rasta falan...


NOT: Son moda işi, yazının sonunda flash oyun aramayın. Flash oyunun amına koyim size birşey olmasın.

28 Eylül 2009

teknolojik cenabetlik

Bu ara garip bir cenabetlik dolanıyor başımda. Akşam herşey normal, çalışır halde yatıyorum, sabah kalktığımda bir çoğu bozulmuş olarak uyanıyorum.

Herşey trapano ve bonsai midilli'nin sahip olduğu ekstra eski telefonları ile alakası olmayan aklı başında, gelişime açık, yetenekli telefonumun bozulması ile başladı. Cengaver telefonum "tek başıma gitmem" diyerek sim kartımı da yanında götürdü. Telefonumun ve rehberimin olmadığı bu dönem de yaşadığımı anlatamam. Hiçkimseyi arayamamak, arayanların kim olduğunu bilememek, eldeki telefonu kullanamamak vs vs. "Çölde Gezen Bey eğer biri sizi ararsa yurt dışındasınız." şeklinde gelen bir mesajın beni ne derece tırstırdığını ve nasıl rahatsız ettiğinden bahsetmiyorum bile.

Telefon şokunun etkileri henüz daha yeni yeni geçerken bu sefer de Fulya'da ki yaşam kompleksim de isyan çıktı ve kompleks ikiye bölündü. Gece yatarken herşeyin normal çalıştığı evde sabah kalktığımda bazı odaların ışıkları yanmıyor ancak prizleri çalışıyordu. Çalışma odam da ise ne ışıklar ne de prizlerden çıt yoktu.

Yaklaşık olarak 1 haftadır falan klozette bir sağa yatma eğilimi de mevcut ancak bunu teknolojik cenabetlik olarak değerlendirmiyorum. Ancak sanırım dev lcd televizyonumdaki dikine gölge çizgiler bu cenebetliğe dahil edilebilir.

Neyse diyerek şimdilik savuşturuyorum bu problemleri ancak eğer iş ps3'üme kadar gelir ve onu rahatsız edecek olurlarsa siker atarım. Buradan paylaşmak istedim.

Not: Bir süredir hem yukarıda belirttiğim teknolojik saçmalıklar hem de çeşitli iş ve seminer çalışmalarımdan ötürü yazılarım ile huzurunuza çıkamadığım ve sizleri mahsun bıraktığım için kusuruma bakmayın. Attığınız tüm maillere sırasıyla cevap vereceğimi belirtirken bana ve sizlerle paylaştıklarıma karşı beslediğiniz bu sevgi ve alaka için de teşekkür ediyorum.

Not2: Lütfen suda balık'ın şaheserlerini legal olarak, kendisinin koyduğu linklerden edinelim. "Ya çölde gezen sen onun abisisin, seni kıramaz, istesen taşşşanı yalatırsın. Bize imzalı resimlerini ve programlarını edinsen." şeklinde maillerle beni rahatsız etmezseniz sevinirim. Dikkat!!!

22 Eylül 2009

DEMO

Hayatımın en karmaşık ve hem planlı hem de plansız günlerini geçirirken vazgeçmediğim tek şey PS3'üm oldu. Become a Legend feci şekilde bayınca yeni sezonun beklediğim oyunlarına yönelmeye karar verdim. 3 tane demo denedim ve eski alışkanlıkların devam edeceği izlenimine kapıldım.

FIFA 10


Bu seneki Fifa pekçok kişi tarafından övülünce ve Pes 2009'dan herkes gibi memnun kalmayınca bir deneyeyim dedim. Öncelikle Pes'e bu kadar alışınca Fifa'nın herşeyini çok garipsediğimi belirteyim. Ancak daha sonra alıştım. Baya bir noktayı beğendim aslında. Animasyonlar, skill moves, top sektirebilmek vs vs güzel. Ama yok, ne kadar sabır ve hoşgörü ile yaklaşsam da olmuyor. Yine canım sıkılsa da, küfür de etsem PES PES PES.

NBA LIVE 10

Öncelikle demo tamam anladık da en azından bir maç yapmaya izin ver arkadaş. Sadece Orlando Magic - LA Lakers maçının 2 periyodunun oynanabildiği Nba Live yine olmamış yine olmamış. Bir kere fiziksel modellemeler hiç de iyi değil. Tipler Nba 2k'nın çok ama çok gerisinde. Nba yıldızlarının bir hangarda toplanması ve hepsinin antreman yapması tuşları öğrenmek için faydalı da olsa, maç sırasında tek tuşla Nba 2k'de olandan çok daha fonksiyonel bir taktik sayfasına (oyunculara özel) ulaşılabilse de yine olmamış. Nba 2k10'in bulunamadığı şehirler için bir alternatif olmanın ötesine geçemiyor.

NBA 2K10

En iyisi arkadaş, en iyisi. Oynadığım demo asıl oyuna hazırlık manasında çıkarılmış olan Nba 2k10 Draft Combine'ın demosu. Yani dıdının dıdısı. Ancak heyecanlı a dostlar. Nba Live için
söylediğimi bu demo için de söyleyebilirdim ama dediğim gibi dıdının dıdısı konumunda olunca
demoda sadece tipinizi yaratıp 4. periyodu oynayabiliyorsunuz. Kameranın size odaklı olduğu bu oyun ciddi bir heyecan vaat ediyor. İlgisi olanlar mutlaka edinmeli, edinmeye yardımcı olma sözü verenler bu sözlerini unutmamalı.

Herkes Yazıyor  © 2009