6 Ağustos 2010

the big contest


Efsanenin çıkış modeli, yeşil tabanı, leke tutmaz malzemesiyle ve rahatlığıyla kalplerde yer eden trap2008... trapano onu heryerde kullandı... keşke hiç eskimese dediğimiz trap2008... istanbulda yaşıyor...

trap2009, trapano ona godfather II der, radikal bir bir karar alarak çok sevilen yeşil tabanı bembeyaz yaptı, ağır bir görüntü vererek trapano'nun onu herzaman heryerde giymesini sağladılar, trapano takım elbise giyerken bile aklı ondaydı... bağların düğüm sorunu olmasına rağmen talaşlı yollarda çok dayanıklı ancak anne trapanonun "cif"le hijyen saldırısından sonra hafif korozyona uğradı...
2008 yılında basit bir dizayn çalışması ile başlayan bir moda klasiği haline gelen, her yıl yeni modelin piyasaya çıkacağı günün gecesinde kuyruklar oluşan trapano ayakkabılarının trap2010 modeli için adaylar belli oldu... trapanonun hangi modeli seçeceği ise merak konusu...
nedir bu markacılık, yazı olmasa piyasa araştırması yapılmadan trap2010 olurdu...
tamam yeşili severiz de o ipler ne!! alınırsa erişen kundura'dan alınır siyah ipler
nike iddialı geliyor, kaybettikeri ünvanı geri almak istedikleri belli
gri tonu kirlenmeye karşı iyi de, olmaz olmaz...



bu ne lan, konuyu anlamamışsınız, o metal timsah şey değil elime değsin ayağımda olması bile irkilmeme yeter..

2 Ağustos 2010

BOZCAADA


"Yıllık izin" kavramının neden insanlar için bu denli önemli olduğunu, " 1 yıl boyunca bu bir hafta için çalışıyoruz arkadaşım!!!!" ağlamalarının "arkadaşımmm" kelimesinin iğrençliği dışında ne kadar doğru olduğunu anlıyorum dostlarım.

Özellikle üstlendiğim yeni sorumluluklarım sebebiyle mesailerle ve stressle geçen izin öncesindeki son 1 haftamın sonunda kendimi bıraktım Bozcaada'nın efil efil esen rüzgarına. Denizi serin ve güneşi bilinçsiz bir şekilde sahilde uyuya kalanları acı içinde bırakmak için fazlasıyla yeterli. Daha ilk günden bacaklarımı elime alıverdim, malak gibi sahilde uyuya kalınca. Gece epey bir zorluydu. Sürmediğim merhem kalmadı ancak yok, kurtaramadım bacaklarımı.

Tatilin geri kalanında kitap okuyup, internette takılıp, deniz güneş ikilisini şarapla besleyip sakin 3-4 gün geçirmeyi planlıyorum. Ve şu an, normalde olduğumun çok dışında, kendimi böyle pek bir entel hissediyorum. "Kitabım, netbook'um ve ben yea" diyecek kadar kendimden geçersem, Suda Balık'a sesleniyorum; kır ağzımı yüzümü.

Hepinizi öpüyorum. Kendinize dikkat edin. Bol bol şarap için.

Ha bir de halen daha bel çantası modasını devam ettirmeye çalışanlara, en az kemere cep telefonu kılıfı takanlara duyduğum kadar saygı duyuyorum.

24 Temmuz 2010

ulan

bünyemdeki potansiyel sayesinde SM'da önce satış elemanı, sonra hem satışcı hem satın almacı oldum. son olarak diğer görevlerimi bırakmadan her insanla konuşabilme ve dinleyebilme özelliklerimin üst düzey olduğunu söyleyen yönetim kurulu personel müdürlüğüne getirdiler. Bu sebeplerden dolayı bloga uzunca bi süre post giremedim. ama dün birebir karşılaştıgım olay beni bu posta mecbur bıraktı.dün

asistanım ö.k isimli çalışanın benimle görüşmek istediğini ve ilginç şeyler konuştuğunu söyledi. iyi hadi bakalım dedik(görüşmeden önce günlük performansına baktım adam gayet iyi).

-gel ö. anlat bakalım
-trapano bey şimdi ben böyle iyiyim, böyle sevdim işi, çok keyifli, ögrendim de...
- evet evet
-işte gece vardiyasında işimi bozmaya çalışıyorlar, makinenin ayarını bozuyorlar ki parça yetiştirmeyeyim diye, mola vermiyorum bağırıyorlar...
- yapma yav merak etme hallederiz bozma devam et aslansın, koçsun, sen hep kazanacaksın falan filan
-yalnız ben bişey söylücem ben iş buldum parası çok güvenlikçi olacam bugun son günüm. bunları size iyilik olsun diye söyledim.
- tamam çık git!

ulan bunlarla uğraşacak adammıydım ben, zaphoda tahammül edemiyordum bide... gerçi zaphodun dün topluklarını ögrendim suda balıktan ahah mal simit sarayı deseydin bari...

10 Temmuz 2010

Will you do me a kindness?



Küfretmekten reklam filmini tamamlayamayan, tamamlayamadıkça da iyice kendini kaybeden bir karavan satıcısının reklamı. Adamın filmi bile çekilmiş. O da şurada.

19 Haziran 2010

DENNIS ROMMEDAHL


Yıllardır sadece benim, Çölde Gezen'in, Suda Balık'ın ve Turgay Şeren'in değerini bildiği underrated kült oyuncu Dennis Rommedahl bu gece Kamerun'a golünü yazmış, asistini yapmış ve Vikingleri galibiyete taşımıştır. Kendisini tebrik eder, başarılarının devamını dileriz.

PS:Biriniz Turgay Şeren'e haber versin.

ANLIK


Geçen günler içinde sadece avukat olmak değil, başka şeyler de var hayatımda değişen. Ben zannediyordum ki arkadaş edindim, büyüttüm, bu güne getirdim. Meğer böyle olmuyormuş bu işler, buradan hazin bir öykü anlatmayacağım, biz büyüdük ve kirlenmedi dünya. Dün saçını çekiştirip birbirinin ayağına bastığın yaşı büyünce daha başka şeyler de yapabiliyormuş. O gün çocukluk olanlar, büyüyünce önemli oluveriyormuş. Unutmayı unutuyormuş insan büyüdükçe. Gözü gördükçe, karnı daralıyormuş. İyilik kalıcı değil, uçucuymuş. Gözbebeğin gözünden yuvarlanıp gidiyormuş da dönüp bakmıyormuşsun bile meğer. Hayat işte tam da böyle akıp gidiyormuş. Affedemiyormuş, kirleniyormuşsun meğer. Kinci insanın tekiymişim meğer. Çok mu yazık. Biraz ağır sadece. Rahatladım mı, yok.

18 Haziran 2010

Mmm.. Köprü?


Hong Kong Çin'e verilmeden önce İngilizlerin kontrolünde olduğundan, Hong Kong'ta da yollar İngiltere'de olduğu gibi soldan akıyor. Lakin Çin'de direksiyon olması gereken yerde, solda. Bu farklılığın yarattığı sıkıntıyı gidermek isteyen mimar - mühendis takımı da estetik bir çözüme gitmiş ve bu köprüyü inşa etmiş. Köprü sayesinde araçların hiçbir çaba sarfetmeden bulundukları ülkeye uygun olan yönde ilerlemesi sağlanmış. Pek şık.

17 Haziran 2010

B

Blog fikri kafamda, zaten bir şekilde ayrı olan ve muhtemelen giderek ayrılacak olan bizlere ortak bir platform oluşturması amacıyla şekillendi.

Bu ayrılığın sonucu anlık haberlerden yoksunluk şeklinde oluyor benim için. Belki şu an çok net görülmüyor bu ama bu anlık haberlerin belgelenmesini önemli görüyorum.

Düşünüyorum...Blogumuzun "eski" yıldız ismi Çölde Gezen çok kral ar-geci olmuş...Duyan bilen var mı?
Midilli'miz artık resmen avukat.
Berthelemy İtalya'da okuyor.
Trapano ise kahvaltı yapmaya İtalya'ya gidiyor.
Kömür'ümüz İsveç yolcusu.
Yeni işsizlerimizden Zaphod bir gün içerisinde birkaç işte çalışabiliyor. Bu ordunun bir diğer neferi -2 ise bir günde birkaç şehir gezebiliyor
Cüveyni askere gidip geldi bile(Yuh!)....vesaire vesaire.

Bunlar benim blogta görmek istediğim şeyler ama o yapı oluşmadı bir türlü.
Belki oluşur diye ben başlatmak istiyorum:
Yukarıda gördüğünüz harf benim bitmek bilmeyen lisans öğretimimde aldığım son not karşılığıdır.
Hepinize geçmiş...Vatana millete hayırlı olsun.

Berlin vs. Milano (vs. 80 Güzide ilimiz.)

"Dear Mr. Balık,
Your application for the Master of Science Program in Polymer Science for the winter semester of 2010/2011 has arrived.
As soon as we have made a decision we will inform you per e-mail."
yazmış elin Alman'ı dakikasında.
Bir cevap maili atmaya üşenen kıro İtalyan'lara lanet okudum bir kez daha.
İki ülkenin de faşist mazisi olması şaşırtıcı. Düşünmek lazım üzerine.

Diğer taraftan bu eski faşistler de beni almazsa aralık'ta askere gidiyor olmama ne demeli.
Aralarında mutlak bir bağıntı olmalı...(Sert mi oldu?)

Car Pornography


Pek sevdiğim Mercedes SLS'in AMG GT3 modelini yapmışlar. Arkasına da uçak kanadı koymuşlar.

Jantların 206 GTI'dan alınma gibi durmasının dışında, hayran kaldım.

MINI vs PORSCHE


Mini'nin CEO'su durup dururken delirmiş. Porsche 911'i alır bizim velet demiş. Gitmiş üstte gördüğünüz ilanı tam sayfa olarak NY Times'a vermiş.
Şirketler arası atışma işi Amerikan reklam sektöründe en sevdiğim şey. Türkiye'de de serbest olmalı. Video atışması ve cevap metinleri şu şekilde:



Porsche'yi ezelden beri severim zaten...Cevaplarına ise taptım. Günümüzde biraz yalan artık ama...yine de etkiliyor.

Dear Jim,

Imagine our surprise to discover our former employee, now the head of Mini, has challenged us to a head-to-head race. As you surely know, Porsche has a long history of racing success, with more than 28,000 wins over the last 60 years. In our early days, we pitted ourselves against the giants, so we’ve been in your shoes.

But as you also know, Porsche doesn’t race for fame, stunts or publicity. We race to challenge ourselves; we race to push sports car technology; we race to translate every win on the track to our cars on the road. If you need a reminder of our intent, please take a look at this short video:


While your challenge seems like a fun and lighthearted campaign, we’ll stick to racing the way we have over the decades. We welcome you at Sebring, Le Mans, Daytona or any other sanctioned race where there is more at stake than T-shirts and valet parking spaces. We also invite you to any of the thousands of tracks around the world where Porsche owners compete each weekend.

Good luck with your race at Road Atlanta on June 21; we hope you enjoy the day.

Sincerely,

Detlev Von Platen President and CEO, Porsche Cars North America

Mini ise hala utanmadan bastırıyor. 21 Haziran 2010 demişler. Merakla bekliyorum.



15 Haziran 2010

Kaçaymış??

Okuyamadım lan.

Edit: kendi sitesinde okunmuyordu, buraya koyunca görebildim. jpeg kaydetmek mi buna neden oldu, noldu?

10 Haziran 2010

Derdini anlatabilecek kadar ingilizce bilmemek



Ek bilgi: Bu olay Survivor'da yaşanmış. Gözüne bir türlü isim bulamayan kız sevinirken mi ne gözüne bir şey kaçmış. "Happy happy happy..." derken o olayı anlatıyor işte.

9 Haziran 2010

kedili oyun

http://www.gamedesign.jp/flash/chatnoir/chatnoir.swf

eğlenceli flash oyunu. kediyi içerde tutmanız gerekiyor. go severler kaçırmasın derim. onlar kim olduklarını biliyor. Aylar sonra bu postla geldim helal olsun bana. Son postuma benzer bi ruh halindeyim.

3 Haziran 2010

Herkes Derken?


Pek değerli yazarlar, muhterem izleyiciler ve Google aptalları,


Yıllardır beklediğiniz geyik fırsatını ayağınıza kadar getirmiş bulunmaktayım.
Sizlere yepyeni blog radyomuz "Herkes Derken?"i sunmaktan gurur ve şeref duyarım.
Zira muhterem insan Trapano ile internet özgürlüğünü sömürmek adına kurduğumuz bu blogta, yeni radyomuzun büyük amaçlara hizmet edeceğini düşünmekteyim.

Blog sayfamızın sağ tarafında gagdet'ını görebiliceğiniz radyomuzu direkt web üzerinden veya winamp (Tavsiye edilir) ile dinlemeniz mümkün. Elbette ki herşey toz pembe değil.. Yepyeni radyomuzda yayın akışı, flash desteği, program ve dj olmadığından şu anda çok hiper bir şey değilmiş gibi gelebilir size...ama bu olmayacağı anlamına gelmemeli. Google Takvim tabanlı bir haberleşme ağı düşünüyorum ilk aşamada. Önerilere açığım elbette.

Dj alımı o kadar açık ki...inanamayabilirsiniz.

En kötü durur kenarda..

Edit: ohoooy.. İlk dj'imiz Trapano oldu... Kendisi Cumartesi Gece saat 23:00'te "Arabian Nights" programı ile bizlerle olacak.

Edit 2: O da ne... İkinci dj'imiz Çölde gezen... Zat-ı âlileri yine cumartesi gecesi 01:00 - 05:00 arası tek kişilik tartışma programı "paranoid android" ile bizlerle olacak.

Edit 3: Yüzlerce insanın kabusu, birkaç insan için hayatın anlamı olan "Öyle ya da Böyle"'nin yayın hayatına dönmemesi için neden bulamıyorum...hehe... (Sıfır kişiye yayın önemli bir neden olabilir.)

Herkes Yazıyor  © 2009